Fable The Lost Chapters

İlk çıktığında, Xbox u kasıp kavurduğu gibi PC ye geçtiğinde de büyük sarsıntılar yaratan ve oyuncuların bütün zamanlarının PC başında geçirmesini sebep olan tek oyun, Fable The Lost Chapters idi. Benim Fable ile ilk tanışmamda içimden bir oha çekesim gelmişti. Eğer zaman geçmiyor diyorsanız, Fable The Lost Chapters tam size göre. Öncelikle Fable ın konusu şöyle. Küçük bir yavrucak kahraman olma hayaliyle yanıp tutuşuyor. Bir gün kız kardeşinin doğum günü hediyesini götürürken kasabayı haydutlar basıyor. Yavrucağın babasını öldürüyor, kardeşini kör ve annesini sürgüne mahkûm ediyorlar. Kimsesiz, yapayalnız ortada kalan yavrucağın elinden Maze isimli kahraman tutuyor ve Guild of Heroes isimli tarikata, eğitim görmesi için kayıt ettiriyor. Yıllar boyunca yavrucak burada eğitim görüyor ve hayata tam bir savaşçı olarak başlıyor. Oyunun bundan sonrasında seçim size bırakılmış. Yavrucak diyemeyeceğim artık. Savaşçımızı iyi ve kötü, büyücü ve savaşçı, saçları ve yüzü her şeyini istediğiniz gibi ayarlayabilirsiniz.Neyse birazda Fable The Lost Chapters ın grafiklerine değinelim. Grafiklerde gözü yoran hiçbir şey yok. Çevre gayet güzel ve canlı. Tüm grafikler oyunun konusuna ve atmosferine uygun. Tam bir masal havası var. Fable The Lost Chapters sistem minimum sistem gereksinimleri şöyle: A computer that has a 1.4 gigahertz (GHz) equivalent or higher processor \ Microsoft DirectX 9.0 or a later version of Microsoft DirectX \ 256 megabytes (MB) of system RAM \ 3 gigabytes (GB) of available hard disk space \ 32x speed or faster CD-ROM drive \ 64 MB shader-capable video card \ A sound card and either a set of speakers or a set of headphones are required for audio. Fable The Lost Chapters sistem gereksinimleride böyle. Herkese iyi eğlenceler…

The Last Remnant

The Last Remnant

The Last Remnant ı oynadığım ilk dakikalarda direk işte benim oyunumu yapmışlar dedim. Oyunu bu kadar sevmemdeki ilk neden tabiî ki iyi olması ama öncelikle Square Soft yapımı olduğunu görünce daha bir rahatlama oldu içimde. Çünkü unutulmaz bir sanat eseri  olan Final Fantasy serisinin yapımcısı. Yine aynı elemanlarla çalışılmış olacak ki daha ilk videoda damardan giriyor. Özellikle anime severlerin mutlaka oynaması gereken bir oyun. Final Fantasy oynamış olanlara da şiddetle tavsiye ediyorum. Grafiklerden bahsedecek olursak uzak doğulu utsulara her zamanki gibi ince elemiş sık dokumuş. Bu kadar iyi grafikler olmasına karşın hiç kasmıyor. Unutmayın Konami de Devil May Cry 4 de çok fazla detay olmasına rağmen hiç kasmıyordu. Keşke tüm oyunları Japon ağabeylerimiz yapsa diyorum. The Last Remnant ın oynanışa gelecek olursak bir çok yeni nesil oyuncuya yabancı gelebilir. Çünkü oyunumuz bir aksiyon gibi görünse de taktik strateji oyunudur. Aynı zamanda frp yani karakterimizle maceralara dalarken kendini geliştirme. The Last Remnant rol yapma oyunu kısaca. Aynı zamanda online oyun keyfini de yaşatıyor. Yani öldürdüğümüz yaratıkları satıyoruz, kendi yaratıklarımız oluyor ilerde, aynı zamanda büyük skiler ve her karakteri ayrı ayrı kasma, ayrıca silahlarımıza artı değerler katma gibi. Düşen itemlerle kalkanınıza kılıcınıza veya aksesuarlarınıza artı beş gibi değerler basabilirsiniz. Yine elementlerimiz var ateş, buz, elektrik, hava gibi ve dahası, bunları zırhlara  ve silahlara entegre edebilirsiniz. Sayacak çok şey var. The Last Remnant da parti kurmak için klanlardan adam satın alabilirsiniz. Tek başınıza hiç şansınız yok. Hızlı ex kasabilmek için tabiî ki bir sürü adamdan görev alabiliyoruz. Tıpkı online oyunlarda olduğu gibi. The Last Remnant için gerekli sistem gereksinimleri şöyle :İşlemci: Intel Core 2 Duo (2GHz) / AMD Athlon X2 (2GHz) Bellek: 1.5 GB Ram Grafik Kartı: NVIDIA GeForce 8600 VRAM 256 Mb. Son söz olarak şunu söyleyim yarısına kadar gelip de yanlış oynadığım için baştan başladığım tek oyun bu sene içerisinde. The Last Remnant benden on puanı hak etmiştir. Beğenmeyen elbet çıkacaktır o ayrı. Tüm oyun severlere ve anime severlere iyi eğlenceler şimdiden.

Legend Hand of God

legend hand of god

Rol yapma oyunlarını seven maceracılar oyunların kıt olduğu bu dönemlerde bu oyunu kesinlikle sevecektirler. İlk olarak oyunda dikkat çeken özelliklerden bahsedelim. Oyunda adamın ve yaratıkların hareketleri o kadar gerçekçi ki, hemen oyunun etkisine kapılıveriyorsunuz. Oyunun özellikleri alışık olduğumuz tarzda, başladıktan bir süre sonra yetenek seçebilir, lvl atlayabilir, kıyafet ve silah alabilirsiniz. Yaratıklarla savaşma sahneleri de çok iyi tasarlanmış, beş tane yaratık birden gelince çok seri bir biçimde dalabilirsiniz. Oyunda yaratıkları kesmeye başlayınca bırakamıyorsunuz zaten. Yanımızdan hiç ayrılmayan bir perimizde var. Bazen bizle konuşup yolu söylüyor. Peri olayı da sıra dışı aslında perimiz bizim mouse ikonumuz. Bunu düşünmeleri zekice olmuş, perimiz etrafı aydınlatıyor böylece. Yaratıklar saldırırken dikkatli ol diye uyarıyor. Gücümüz azalınca bizi uyararak yaratıklardan kurtulmamızı sağlıyor. Peri ile adamı yönetebiliyoruz. Bundan başka bir görevi yok. Grafikler açısından oyun süper ötesi. Evet saçma bir laf. Adamın ve yaratıkların gölgesi o kadar güzel ki çimenler, ağaçlar, dağlar, taşlar her şey harika. Bence bu oyunu denemelisiniz. Herkese şimdiden iyi eğlenceler…

Fallout Tactics

Hayatımın internet olmadığı dönemlerinde vakit geçirmek için, türlü türlü rezalet oyunlara denize düşen yılana sarılır misali, bu oyunlara vaktimi harcamıştım. Bunların arasından elimde kalan ve bir türlü adam gibi oynamayı beceremediğim oyun Fallout Tactics kalmıştı. Bunun nedeni aceleci olmam hemen eğlence yaşama isteğiydi. Ama gerçek savaş havasını hiç yaşamadığımdan hep süper kahramanları oynamaktan bu hissiyat içindeydim. Aslında bir merminin öneminin bile çok çok büyük olduğunu süper kahraman oyunları unutturmuştu. İki yüz den fazla silah ve mühimmat çeşidi, hepsi için ayrı mermiler, aynı mermileri atabilen alternatif silahlar, her türlü zırh, uyuşturucular, ilaçlar ve diğer keyif vericiler ve hepsinin ayrı işe yaramaları gerçekten baş döndürücü. Zaten beceriksizliğimin sebebi de bunların hepsinden bihaber olmam. Sadece kullandığımız ilaçlardan bile on sayfalık yer tutar. Kabaca değinmek gerekirse ilk oyundaki gibi satranç gibi ilerlemiyor oyun. Yani bir sen bir düşman ateş ediyordu. Bunda her şey canlı. Tabi kayıplarda büyük oluyor. O yüzden takımımız var, onları feda edebiliyoruz. Kendimiz ölürsek işimiz zaten biter. Oyunda kendi karakterimizi yaratıyoruz. İsterseniz kendinizi de yapabilirsiniz. İsterseniz ben doktorum ne anlarım bu işlerden. Efendim doktor da olunuyor bu oyunda. Hatta sargı bezlerini iyi sarabilmek için yetenek bile var. Artık gerisini siz düşünün. Zeka düzeyinizi yüksek tutmuşsanız diyaloglar bile değişiyor. Kas gücü süper ama tam bir beyinsiz karakter yapmışsanız. Konuşmalarınız ha hu dan ileri gidemiyor ve sorunları anlaşmak yerine kaba kuvvetle halletmek zorunda kalıyorsunuz. Çok akıllı  olursanız da şeytan misali düşmanlarınızı bile kendinize katabilirsiniz. Ayrıca alışverişlerinizde de kazık yemezsiniz. He unutmadan bu işlerden anlayan karakter de oluşturabilirsiniz. Oyunun konusuna gelecek olursak batmış bitmiş bir dünyada geçiyor oyunumuz. Nükleer savaştan sonra insanlar bir bidon benzin için bile birbirlerini deşiyorlar. Şehirleri askeri birlikler yönetiyor. Tüm şehirler düşmüş geriye çöller ve insanların yaşadığı küçük sığınaklar kalmış. Grafikler çok iyi. Öyle ki hiçbir oyunda bu kadar detaylı vahşet çizimleri yok. Parçalanmalar, patlamalar, her silahın ayrı ses ve grafikleri çok düşünülmüş ve üzerinde ayrıntılı olarak durulmuş. Eski oyunlara göre çok çok daha iyi grafikleri. Çok iyi renk derinliği ve çok yumuşak grafikler var. Özellikle araba kullanmak çok keyifli olacaktır ama mayınlara dikkat. Keskin gözlü birini bulmayı ihmal etmeyin. Mayınları hisseder ve böylece uçmazsınız. Bu da bir ip ucu olsun. Suikast planlarınızın gerçekleştiğini gördüğünüz zaman strateji zevkinin doruklarına tırmanacaksınız. Bunun için videolu öğretim bölüm de tasarlanmış. Bu harika klasikle tanışmamış olanlar mutlaka denemeli. Ama her şeyden önce biraz sabır ve etrafınızdaki gereksiz oyunlardan kurtulun. Hemen birilerinin beynini duvara yapıştırmak istiyorsanız bu yanlış oyun. Önce silahlarınızı doldurun. Kıyafetlerinizi giyin. Mermilerinizi bölüşün. Gerçek savaş böyle olur. Herkese iyi eğlenceler…