Penumbra: Requiem

İliklerimize kadar korku salan Penumbra serisinin en korkunç oyunu Penumbra: Requiem karşınızda duruyor. Penumbra: Requiem e daha önce çıkan Black Plague nin devamı diyebiliriz. Black Plague yi oynayanlar bilir, oyunda korkmamak mümkün değildi. İşte Penumbra: Requiem in Black Plague den daha korkunç olduğunu düşünürsek, kısacası kalp hastası değilseniz hiçbir sorun yok. Çünkü gerilim yaratan birçok sahne var. Mesela kapıları açarken yaşadığımız korkuyu, ben başka oyunda yaşamadım. Hele oyunda hiç kendimizi koruyabileceğimiz bir silahımızın olmaması oyuna başka bir heyecan katıyor. Gelelim Penumbra: Requiem deki grafiklere. Aynı Black Plague gibi. Fazla bir değişiklik yok. Zaten çevre dehşet saçıyor. Birde Penumbra: Requiem de seslere çok önem verilmiş. Etrafta garip inlemeler, tıksırmalar, ayak sesleri falan insanı şoka sokuyor. Penumbra: Requiem minimum sistem gereksinimleri şöyle: 1.5 Ghz Cpu. 512 MB Ram. Vga Radeon 8500/GeForce 3 ve üstü. Herkese iyi eğlenceler…

Penumbra : Overture – Episode One

Korkmaya hazırlanın. Penumbra : Overture – Episode One aklınızı almaya geliyor.Penumbra : Overture – Episode One’da hikayemiz; annesinin ölümünden bir kaç gün sonra, daha kendisi doğmadan önce ölen babasından esrarengiz bir mektup alan Philip, mektupla beraber babasının izini sürmesi ile başlıyor. Mektupta uzak bir yerlerdeki ufak bir bankada bulunan kasa hakkında bilgi bulunmaktadır. Penumbra : Overture – Episode One’daki kahramanımız Philip gider bankayı ve kasayı bulur. Kasanın içerisinde bir takım belgeler ve kitaplar vardır. Belgeleri okuyamasa da babasının el yazması notlarından bir takım bilgiler öğrenir. Grönland tarafında bir mekandan korku ve pişmanlıkla bahsetmektedir babası. Aslında babası bu belgeleri ve notları yakmasını vasiyet etmiştir kendisine ama Philip merakına yenik düşüp araştırmaya koyulmuştur. Kısacası, Penumbra : Overture – Episode One oynarken “adamın başına ne gelirse ya meraktan, ya meraktan” sözünü aklınızdan çıkarmayın. Oyunun genelinde ortamdaki gerilimi ve korkuyu yoğun olarak hissedebilirsiniz. Ortam ve sesler her köşeyi temkinle, iki kere düşünüp dönmenizi sağlıyor. Kısacası oyunu tamamen gergin ve diken üstünde oynuyorsunuz. Kapalı bir alana dahi girdiğinizde kendinizi tam manasıyla güvende hissedemiyorsunuz. Oyunu kahramanımızın gözünden görerek oynuyoruz. Bu durum da arkamızdaki en ufak bir seste süper tırsmamıza büyük katkı sağlıyor. Karanlık ortamlarda el feneri veya ışıldaklarımızla etrafımızı aydınlatarak oradan oraya gidiyor, bir çıkış arıyor, kahramanımızı kendini içine düşürdüğü durumdan kurtarmaya çalışıyoruz. Tavsiyem güzel bir ses sistemiyle, karanlıkta oynamanız.

Silent Hill 5: Homecoming

Oyunumuz serisinin Silent Hill Origins den sonraki son oyunu. Silent Hill V ya da Silent Hill 5 veyahut Silentil beş nasıl seviyorsanız (-: Bir yandan merakla karışık sevinç var. Silent Hill 5 in PC versiyonu ilk elime geçtiğinde yüklerken ölümüne merak ediyordum. Onca zamanın bekleyişinin her saniyesi bu oyun için değmiş. Daha oyunun ilk sahnelerinde sıkı bir gerilim yaşıyoruz. Detaylarıyla anlatmayacağım tabiî ki. Ama Saw serisinde gördüğümüz sahneleri aratmayacak bir durumda kalıyoruz daha en başından. Seslendirmeler diğer serilere göre daha profesyonel geldi bana. Resmen karakterler kendini öyle vererek seslendirmiş ki korkularını ve acılarını hissediyorsunuz. İngilizce bilmeyen arkadaşlar dahi durumu hemen hissedeceklerdir. Oyunumuzun hikayesini kısaca anlatayım. Alex isimli karakterimiz bir savaş gazisidir ve evine dönmektedir. Eve dönüşün ardından kardeşinin kaybolduğunu ve babasının onu aramak için evden uzaklaştığını öğrenir. Annesindeki tuhaflıklar ve daha önce sergilemediği davranışlar gözden kaçmamaktadır. Döndüğü kasaba artık eskisi gibi değildir. Eve dönüş her zaman iyi olmaz. Bu en açık örneklerinden biri. Grafik açısından bakarsak tabiî ki en en en iyi grafikler serinin bu oyununda. Hemşireleri görünce diliniz damağınız kuruyacak bundan hiç şüphem yok. Özellikle savaş sahneleri çok güzel daha önceki ayıla bayıla oynadığınız fanatiği olduğunuz Silent Hill serisindeki yaratıklara ‘’aa bunlardan mı korkmuşum’’ diyeceksiniz. Belki biraz abartılı bulursunuz o ayrı. Oynanış bakımından diğer serilere göre çağ atlamış diyebiliriz. Yaratıklara kilitlenme modu olmadan kesinlikle bıçak sallayamayız ateş edemeyiz. Bu çok iyi bir şey aslında. Çünkü yaratık size saldırırken ona kitlenmişseniz çok çevik hareketlerle ondan kaçabilir çok çok zevkli dövüş sahneleri yaşayabilirsiniz. Artık Silent Hill oynarken gerilim yaşamayacağız aynı zamanda çok eğleneceğiz. Oyunu çalıştırabilecek sistem gereksinimleri ve tanıtım videosunu görebilmek için download butonuna tıklayınız. Herkese şimdiden iyi eğlenceler dilerim…

House of the Dead 3

Serinin devam oyununda grafikler hemen göze çarpıyor. Eski bir oyun olduğunu düşünüyorum. Çıkış tarihlerinden net haberim olmasa da oyunun wii versiyonunu gördüm. O kadar eski olmasa gerek. Karakterler arasında sürekli geçiş olması ve bitmeyen aksıyon oyuna renk katıyor. Sürekli ana karaktere bağlı kalmama güzel olmuş. Grafikler daha önce de dediğim gibi güzel. Özellikle zombileri parçalarken son derece zevk alacaksınız. Yine hep aynı şekilde parçalanıyor ama tabi önceki oyunlara göre onlarca parçalanma şekli eklenmiş. Mekanlardaki objeleri vurarak daha hızlı halledebilirsiniz. Tabi önceki oyunlarda olduğu gibi masum insanları kurtarma olayımız oyunumuzun kaderini değiştirebiliyor. Oyunun bölüm sonlarındaki büyük yaratıklar boss da diyebiliriz önceki oyunlara göre daha kindar. Bazıları oyun boyunca peşinizi bırakmıyor. Bunları öldürürken yapacağınız seri ataklar onu öldürürkenki harcayacağınız çabayı azaltmanızı sağlayacaktır. Yapacağınız güzel bir nişan ile tepesine taş düşürmek veya tam yanından geçtiği bir varili patlatmak gibi. Son söz direk ben eğlenmek istiyorum stres atmak istiyorum diyenler için ideal bir oyun. 2029 da heryer zombi olacak haberiniz olsun oyunun konusuna göre. 2019 muydu tam bilmiyorum. Şimdiden bile bu zombileri görmek mümkün seçim sonrasında.

House of the Dead 2

Oyunumuz serisinin ilk oyununa göre bir hayli ilerlemiş grafik açısından. Oynanabilirlik açısından hiçbir değişiklik yok. İlk oyunun sevildiğinden olsa gerek oynanışta hiçbir değişiklik yapılmamış. Grafiklerdeki detay ve gelişme ilk oyundaki eksikliği iyice kapatıyor. Karşımıza çıkan zombileri kafa göz dağıtarak iyice stres atıyoruz. Bazı bölümler yeri geliyor komik yeri geliyor oldukça korkunç oluyor. Çoklu karakter desteğimiz var bu sefer. Sevdiğimiz bir adamı seçip oynayabiliyoruz. Eğer gamepad iniz varsa kankanız ile birlikte hoşça vakit geçirebilirsiniz. Bölüm sonu canavarları veya arada sırada çıkan ufak patronların zayıf noktalarını gösteren menümüz çıkıyor ilk oyundaki gibi. Ayrıca ölülerdeki çeşitlilik ve ilginç mekanlarla oyuna renk katılmış. Son olarak konumuz ilk oyundaki kaldığımız yerden devam ediyor. Oyun tamamen kendi tarzını bozmamış güzel bir oyun. Yine kafa göz dağıtma zevkini doyasıya yaşayacağız. Son olarak oyun uçuk sistem gereksinimleri istemiyor. Düşük sistemlerde de rahatlıkla oynanabilir. İyi eğlenceler.

Sayfa 1 - 212