The Longest Journey Dream Fall

İlk oyun günümüz koşullarına göre haliyle vasat kalsa da baya bir etkileyici görüntüler sunuyordu. 2D grafiklerin üzerine 3D karakterimiz vardı. Yaşadığımız dünya günümüz dünyasının çok çok ileri bir versiyonuydu. Uçan arabalar, havada yüzen gemiler vs. İlk Longest Journey oyunumuzda April (sol arkadaki) adlı karakterimizi, ilk bölümdeki rüya görme sahnesinde iç çamaşırlı vaziyetteyken detaylıca bir incelemiştik adventure severler olarak. Bu oyunda Zoe adlı (pembeli olan) karakterimizle oynuyoruz. Konu ilk oyunun devamı niteliğinde. Orta düzey bir ingilizceniz varsa birazda sabredip demoları es geçmezseniz oyunu rahatça anlayabilirsiniz. Konudan biraz ip ucu verirsem zaten oyunun bir tadı kalmaz. Bu konuda tek söyleyebileceğim rüyalar ve gerçek hayattaki kurgular karakter değişimleri çok iyi tasarlanmış. Grafiklere bakacak olursak; gayet sade ve yumuşak grafikler kullanılmış. Ne çok detaysız nede çok fazla detay var. Aynı kapağındaki gibi bir atmosfer sağlanmış. Yine eski oyun gibi gözlerimizi bayram ettiren sahneler var. Oynanışta benzeri rakip oyunlara göre göze çarpan yenilikler var. Örneğin; aksiyon sahneleri olması tekme tokat girişebiliyoruz. (zoe siyah kuşak bu arada) En büyük artısı insanı yoran saç baş yolduran bulmacalar yok. Bir diğer kolaylığı ise mause un sağ tuşuna bastığımız zaman görüş açısının oluşması ve gözümüzden kaçan bir detay olmaması. Tuşa bastığımız zaman Zoe etrafa bakınıyor eğer posta kutusu vs etkileşimli bir şey varsa direk onlar çerçeve içinde gösteriliyor. Geriside birazcık bizim beynimizi yormaya kalıyor tabi. Sesleri ve müzikleri çok çok iyi. İlk bölümde evimizden çıktığımızda duyduğum ezan sesi beni şaşırttı ve sevindirdi. Oyunun sonu ve uzunluğu da gayet tatmin edici. Fantastik macera tarzı oyun sevenlerin kaçırmaması gereken bir oyun.
