Machinarium

Oyunumuzun adı Machinarium. Flash programıyla yapılmasına rağmen grafikleri gerçekten müthiş. Machinarium nesnelere tıklanıp, birleştirerek ilerlediğimiz bir oyun. Machinarium robot dünyasında geçiyor ve aklınıza gelebilecek her şey robot. Binalar metallerden yapılmış, kedi, köpek, kuş tüm hayvanlar robot. Bizim yönlendirdiğimiz robotu bir makine robot çöplüğüne geliyor ve bizi atıyor. Ancak elimiz ve bir bacağımız sökülmüş olduğundan ilerleyemiyoruz. Yanımızda dolanan robot fareye bir oyuncak veriyor ve o da bize diğer kolumuzu getiriyor. Machinariumda ilerleyebilmek için daima nesnelere ihtiyacınız olacak. Bu nesneleri kazanabilmek için diğer robotların verdiği görevleri yapmaya çalışacaksınız. Robotumuz topladığı nesneleri midesine atıyor, kullanmak istediğinde ise midesinden çıkartıp kullanıyor.  Uzanamadığımız yüksek yerler için robotumuzun boyunu yükseltebiliyor ve küçültebiliyoruz. Bazen kurnazlık yapıp başkaları gibi davranıp kapılardan geçiyoruz. Bazen de kendi kafamızı kullanıp bulmacaları çözmeye, anahtarları doğru yerlere getirmeye çalışıyoruz. Eğer zorlandığınız bir bölüm olduğunda oyunun sağ üst köşesinde ampul işaretine tıklayıp ne yapmamız gerektiğini öğrenebiliyoruz. Eğer çok zorlanırsak ampul işaretinin yanında bulunan kitaba tıklıyor ve karşımıza çıkan mini oyunu da geçtikten sonra baştan aşağı ne yapmamız gerektiği yazıyor. Machinarium da konuşmalar değişik şekilde yapılmış. Bir robot bir şey anlatmak istediğinde baloncuk çıkıyor ve baloncukta ne anlatmak istiyorsa resim halinde gösteriliyor. Machinarium un sistem gereksinimleri ise şöyle;  İşletim Sistemi: Microsoft Windows XP-Vista-7 / İşlemci: 1.8 Ghz / Bellek: 1 GB / HDD: 380 MB boş alan. Machinarium dedektiflik oyunlarını seven, araştırıp kafa yormayı sevenlerin oynayıp kaçırmaması gereken bir oyun.  Robotumuzun kendine has tavrıyla ve yüksek yerlerden inmek yerine kendini direk aşağıya atma özelliğiyle oyuna ayrı bir hava katmış. İyi eğlenceler…

Twin Sector

Öncelikle Twin Sector ün konusuna girmeden birkaç şeyden bahsedeyim. Oyunumuz azda olsa Portal a benziyor. Portal ı oynadıysanız bilirsiniz. Bir denektik. Tüm testleri geçip binadan kurtulmaya çalışıyorduk. Aynı konu Twin Sector dede geçerli. Bir deneğiz. Görevimiz telekinetik eldivenleri test etmek. Kırmızı eldiven, cisimleri kendimize doğru çekiyor. Mavi eldiven ise cisimleri itiyor. Birde Twin Sector de Havok fizik motoru var. Zaten birçok bulmacayı da bu şekilde çözüyoruz. Mesela varilleri kırmızı eldivenle üstümüze doğru çekip lazerli koridorlardan geçiyoruz. İlerlerken karşımıza çıkan engelleri mavi eldivenle parçalayarak yolumuza devam ediyoruz. Twin Sector bu ve bunun gibi bulmacalardan oluşuyor. Ama bazen insanı gerçekten uyuz eden bulmacalarla da karşılaşabiliyoruz. Evet, oyunumuza uyanarak başlıyoruz. İlk yapmamız gereken şey eldivenleri giymek ve testimize başlamak. Gelelim Twin Sector ün grafiklerine. Oyunumuzun grafikleri tam olmasa da tatmin edici. Karakterlerin hareketlerinde bazen saçmalıklar var. Oyunu genel olarak incelersek idare eder diyebiliriz. Twin Sector ün minimum sistem gereksinimleri şöyle: Windows XP-Vista işletim sistemi\ 3 GHz Intel Pentium 4 işlemci\ 512 MB (1 GB for Vista) RAM\ ATI Radeon x1300 or higher; Nvidia GeForce 6600 or higher (512Mb) ekran kartı\ Sound device compatible with DirectX ® 9.0c ses kartı\ 4 GB boş disk alanı. Twin Sector mutlaka ilginizi çekecektir. Ben ilk bakıştan bir farklılık sezdim. Herkese iyi eğlenceler…

Return to Mysterious Island 2: Mina’s Fate

Return to Mysterious Island gerçektende severek oynadığım bir oyundu. Zaten bunda, “Adventure Company” ninde büyük bir etkisi var. Adında da anlaşıldığı gibi şirket kendini, macera oyunu yapmaya adamış. Sık aralıklarla çok güzel oyunlar piyasaya sürüyorlar. Return to Mysterious Island da bu güzel oyunlardan bir tanesi. Şunu söylemeliyim, Return to Mysterious Island ı büyük bir zevkle bitirdim ve bitirdiğime deydi. Şimdi sıra 2. oyunda. Ama 2. oyuna geçmeden önce ilk oyunu biraz hatırlayalım isterseniz. Mina adlı genç denizci, her zaman yaptığı gibi bir gün denize açılıyor. Ve birden korkunç bir fırtına, Mina’nın gemisini paramparça ediyor ve Mina’yı bilinmeyen bir adaya savuruyor. Mina burada ne yapıyor ne ediyor hayatta kalmayı başarıyor. Ve zamanla adaya uyum sağlıyor. Şimdi 2. oyuna geçiş yapıyorum. Oyunumuzun adı Return to Mysterious Island 2: Mina’s Fate. Oyunun videosunu izlediyseniz görmüşsünüzdür, Mina ve maymunu bir kurtarma helikopteriyle adadan ayrılıyorlar derken ayrılamıyorlar. Yanardağdan çıkan alev topları helikoptere çarpıyor ve denize sert bir şekilde iniş yapıyoruz. Tam ölümle hayat arasında kalmışken, maymunumuz bizi kurtarıyor. Sonunda helikopterin içinden suyun yüzeyine çıkıyoruz. Return to Mysterious Island 2: Mina’s Fate burada başlamış oluyor tabi ki. Neyse, gelelim Return to Mysterious Island 2: Mina’s Fate in grafiklerine. İlk oyunun grafikleri bile çok tatmin ediciydi. Etrafı tamamen gerçek sanıyordum. Şimdi 2. oyunu görünce gözlerime inanamadım. Doğayı içinizde hissediyorsunuz resmen. Sizi bilmem ama ben denizdeki tuzun kokusunu bile hissettim. Return to Mysterious Island 2: Mina’s Fate in minimum sistem gereksinimleri şöyle: OS Windows XP-Vista\ Intel Pentium III processor with clock frequency of 800 MHz or beter\ 128 MB of RAM\ Video card with 64 MB video card compatible with DirectX 9.0\ 3,5 GB free hard disk space\ Sound Card compatible with DirectX 9.0\ DirectX 9.0c. Emin olun Return to Mysterious Island 2: Mina’s Fate i bitirmeden rahat edemeyeceksiniz.

Still Life 2

Still Life’ı oynayanlar hatırlayacaktır. Oyunun sonunda seri katilimiz FBI ajanı Victoria tarafından vurularak nehre düşmüştü ama cesedi hiç bulunamamıştı. İşte Still Life 2 önceki oyunun bitiş videosuyla oyuna başlıyor ve kafalar tabi ki iyice karışıyor. Acaba seri katil ölmedi mi sorusunu insan ister istemez kendine sormaya başlıyor. Still Life 2’nin konusu gerçekten iyi diyebilirim. Zaten macera oyunları için bu çok önemli bir unsur. Oyunumuz Still Life 2’de yine etrafta maskeli bir seri katil var, ajanımız bu dosya üzerinde çalışıyor. Paloma adında bir haber sunucusu ajanımız Victoria ile bu cinayetler üstünde konuşmak ister fakat o da seri katilin kurbanı olur ve kaçırılır. İşte bundan sonra oyunumuz hareketlenmeye ve gittikçe artan merak duygusu sayesinde iyice heycanlanmaya başlar. Still Life 2’de ilkinde olduğu gibi yine iki karakterle oynuyoruz ama bu sefer ki ikinci karakterimiz bir kurban yani Paloma. Kimi zaman kameralarla dolu odalardaki tuzaklardan kurtulmaya , kimi zamanda karşımıza çıkan bulmacaları çözmeye çalışıyoruz. Tabi ki olayı tek başımıza çözmüyoruz. Victoria’nın sık sık bilgilerine ve teknik desteklerine ihtiyaç duyduğu Garris ve Claire adlarında yardımcıları da var. Still Life 2’de kendinizi hem bir dedektif hem de kurban gibi hissedeceksiniz. Ayrıca Still Life 2 farklı iki sonla bitiyor ama sadece birini seçme şansımız var ve sizleri iyice meraklandıralım oyunumuzda süpriz bir sona bence kendinizi hazırlayın derim. Oyunun grafikleri ilki gibi başarılı olmadığını söyleyebiliriz. Ama o kadar kötü değil merak etmeyin. Belki buna sebep olarak ilk oyunu Microids’in, Still Life 2’yi ise GameCo adlı firmanın yapmış olmasını gösterebiliriz. Still Life sistem gereksinimleri : İşletim Sistemi: Windows® XP/VistaTM İşlemci: 1,5 GHz Intel Pentium® 4 RAM: 512 MB Ekran Kartı: 128 MB DirectX® 9 Compatible Hdd 4 GB Free CR-ROM 16x DirectX® 9,ses kartı,mouse,klavye…Maceraya doyamayacağınız bir oyun Still Life 2.Herkese iyi oyunlar…

Still Life

Ve işte karşınızda Microids firmasından çıkmış Syberia oyunu gibi efsane olabilecek bir şaheser. Ne mi Still Life tabi ki. Adventure türünde Still Life efsane olma yolunda hızla ilerliyor dersek abartmış olmayız. Hatta benzeri bir çok oyunun incelemesi yapılırken hep Still Life ile mukayese edilir ve aa ne kadar da çok Still Life’a benziyor denir. Muhteşem grafikler, arka plan çizimler, sesler ve senaryo her şey dört dörtlük diyebilirim. Bu kadar yağlama yıkama yaptıktan sonra Still Life oyununun konusundan bahsedelim biraz. Karakterimiz Victoria bir FBI görevlisi. Ortada bir seri katil ve arkasında bıraktığı 5 cinayet var halen çözülemeyen. Victoria cinayetle ilgili araştırmalarını yapar, gerekli ipuçlarını toplamaya çalışır. Bir gün evde dedesine ait günlüğü bulur ve okumaya başlar. Dedesinin yani Gus’ın da gizli bir FBI görevlisi olduğunu anlar. Şuanda çözmeye çalıştığı cinayetlerle dedesinin de bir zamanlar uğraştığını okur. İşte Still Life oyunumuz bu iki karakter üzerinde ilerliyor. Kimi zaman Victoria’yı yönetiyoruz kimi zamanda geçmişe gidip dedesi Gus’la oynuyoruz. Gus da kim diyeceksiniz. Post Mortem oyunundaki ana karakterdir Gus. Post Mortem için aslında bu serinin ilki denebilir ya da ilham kaynağı. Adventure oyunların tabi ki de olmazsa olmazı bulmacalardır. Still Life’da bulmacalar son derece zor ama bir o kadar da harika diyebilirim. Hatta öyle bir bulmaca var ki maymuncukla kapı kilidini açma yani ben bile artık dayanamayıp çözümüne baktım ama yine de uzun süre uğraştım. İnsana artık Allah hırsızlara kolaylık versin derdirtiriyor yani o derece. Grafikler için başta belirttim her şey muhteşem diyebilirim bir adventure oyunu için. Bu tür oyunları seven sevmeyen herkesin beğeneceği bir oyun bana göre. Still Life sistem gereksinimleri şöyle : İşletim Sistemi: Windows 98/ME/2000/XP İşlemci: 800 MHz Pentium 3 RAM: 128 MB  16x DVD/CD-ROM HDD: 600 MB Ekran Kartı: 32 MB DirectX 8.1 destekli Ses Kartı: DirectX 8.1 destekli..Başka oyunlarla tekrar görüşmek dileğiyle herkese iyi eğlenceler, iyi oyunlar diliyorum…

Sayfa 3 - 6123456